Hafız Yetiştiriyorum

100Bin Hafız Projesi

İNSANLAR İHLÂS SAHİBİ OLMAK İLE EMR OLUNMUŞLARDIR.

Bir insan için, en çok ne gerekli ise... Onu yapmalıdır, onunla mükelleftir. Bilhassa emirleri tutup yasaklardan kaçmak ona düşer. Bu manayı bir âyet-i kerime şöyle anlatır:
"Rasulün size verdiğini alınız; size yasak ettiğinden de sakınınız; Allah'a karşı müttaki olunuz."(Sure-i Haşr Ayet: 7)
İnsan oğlu,
"Halbuki onlar emrolunmadılar ancak dinde ihlas sahiplheri muvahhidler olarak ibadet etsinler." âyet-i celilesinin gereğince ihlâs sahibi olmakla memurdur.( Beyyine Ayet: 5) İhlâs ise, fena halinin ve zati muhabbete sahip olmanın dışında tasavvur edilemez. O halde fenâ makâmını ve bunun başlangıcı olan "makamat-ı aşere'yi" on şeyi elde etmek lazımdır.
Alimlerde, salihlerde, İhlâsden bir kısım, bir parça hasıl olur. Fenâdan sonra ise ihlâs, tamam olur. Her parçası hasılolur. Demek ki fenâ olmadan, İhlasın hakikati, tamamı hâsıl olmaz.(Mektubat Cilt 1, Mek, 38) Evet, mü'minlerin hepsi bazı ibâdetlerinde az da olsa, güçlükle ihlâs elde edebilirler. Bizim dediğimiz her sözde, her işde, her hareketde ve hareketsizlikte, her zaman kendiliğinden kolayca hasıl olan ihlâsdır.( Mektubat cilt 1, Mek. 59) Böyle kimselere "muhlas" kimseler denilir. Onlardan birisi de Yusuf (a.s.) dır. Nitekim Allahü Teâlâ, onun hakkında şöyle buyurur:
"O, bizim ihlâsa erdirilmiş kullanmazdandır. "( Yusuf Ayet: 24)
İhlâsın da devamlı olamayıp ihlâs sahibi olmaya çalışan kimselere de "muhlis" denilir.