Hafız Yetiştiriyorum

100Bin Hafız Projesi

TASAVVUFUN HAKİKATİ

Kâmil olan insan da nasıl zahir-batın (kalp ve kalıp) diye iki yön buluyor isek "Din-i Kâmil" içinde ŞERİAT VE TARİKAT diye iki cephe buluruz.
Fakihlerin şeriatın zahiri ahkâm ve amellerini delillerden bütün güçlerini sarf ederek çıkardıkları gibi sofiyye de tasavvuf yolundan hareket ederek kalp ve iç aleme ait hüküm ve amelleri öylece delillerinden çıkarmışlardır.

Diğer bir tanımla fıkhın dışarıdan müdahale ettiği şer-i şerife tasavvuf içeriden ruh cephesinden müdahale eder. Nasıl namaz oruç ve sair ibadetlerin zahiri bir şekil var ise ve bunlarla ilgili hüküm ve meseleler fıkıh ilminin konusunu teşkil ediyor ise huzur-u kalbin, hudu ve huşu'nun da öyle batını bir sureti vardır.

“Beni hatırlamak (anmak) için namaz kıl.” (Taha Suresi /16) Ayet-i celilede buyrulduğu üzere namaz kılmaktaki asıl gaye, Allah-ü Teâlâyı hatırlamak huzur-u kalbi temin etmektir. İşte bunların batını bir sureti vardır. Bu suretin ahkâm ve tafsilleri “fıkh-ı batın” adını almaya hak kazanan tasavvuf ilmindedir.