Hafız Yetiştiriyorum

100Bin Hafız Projesi

"TASAVVUFUN" VE "SUFİ" KELİMELERİNİN İŞTİKAKI

Tasavvuf kelimesinin hangi kök kelimeden geldiği hakkında asıl manâsının ne olduğu hususunda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür.

İleri sürülen pek çok kelimenin sarf kaideleri noktasından benzer tarafları olmasa da manâ yönünden hiç şüphesiz yakınlıkları mevcuttur.

Sûf:
"Tasavvufun yün manâsına gelen "sû!"tan türetildiği düşüncesi hem manâ hem de türetilme esasları bakımından doğru kabul edilmektedir. Kamis (gömlek) giyen kimseye "Gömleğini giydi anlamında "Tekammasa" denildiği gibi; sûf" (yün) giyen kimseye de "yün ve yünlü elbise giydi" anlamında “tesavvefe” denilmiş olabilir.

Sofiyye, suf elbise giymeyi tevazuya uygun ve Peygamberlerin giysisi cinsinden olduğundan münâsip görmüşlerdir.

Nitekim Enes b. Malik (r.a.) dan; Peygambe, Efendimizin bir kulun da'vetine icabet ettiği, eşeğe bindiği, "suf-yün" elbise giydiği rivâyet olunmuştur.

SAFFI EVVEL
Bir başka görüşe göre, sufiler Cenâb-ı Hak'ın huzurunda ön safta bulunmaya özel bir önem verdikleri için kendilerine "sûfi" adı verilmiştir.

Safevi:
Sûfi kelimesinin aslında "safevi" olduğu, dile ağır geldiği için (fâ) ile (vav)ın yer değiştirdiği ve böylece "sûfi" olduğu da ileri sürülmüştür. (Şerh-i Mesnevi, 1-233)

Ashab-ı suffa
Sûfi, ashab-ı suffaya mensub kimse demektir.

Böyle bir fikir Arab dilindeki türetiliş kaidelerine uymaz ise de manâ bakımından doğrudur. Çünki sûfilerin halleri hemen hemen her yönü ile ashab-ı suffenin haline ve yoluna uygundur. Şöyle ki;

Ashab-ı Suffe'nin Medine-i münevvere de ne bir yerleri vardı ne de aşiretleri. Kendileri dört yüz kadardı. Rasulullah (s.a.v.) efendimizin Mescid-i şerifin de kalırlardı. Ticaret yapacak ne malları vardı; ne de hayvanları. Sırtlarında odun taşırlardı; hurma yerlerdi. Geceli gündüzlü ibadetle meşgul bulunurlardı. Kuran-ı Kerim öğrenir, Kuran ı Kerim okumaya devam ederlerdi.

Rasulullah (s.a.v.) efendimiz onlara ikramda bulunurdu. Sair sahabeye de:
- "Onlara bir şeyler verip iyilik ediniz."
Emrini verirdi.

Rasulullah (s.a.v.) efendimiz onlarla oturur yemek yerdi. Sahabenin zenginlerine onları taksim ederdi. Onlar da, birer ikişer bu Ashab-ı Suffeden alıp evlerine götürüp yemek yedirirlerdi.

Sofiyye de tekkelerde, zâviyeleıde oturur, zamanlarını Allah'a ibâdet etmekle, nefislerini temizleme ile geçirirlerdi. Onlara Ashab-ı Sufiyye nisbetle mâna bakımından "sufi" denilmiştir. (Nefehat üns Ter: s. 140)