Rasulullah (sav) Mekke meclislerine girip açık ve toplu davette bulunuyor ve Safa tepesine gidip insanları İslam’a davet ediyordu. Yapılan panayırlarda ve çarşılarda farklı il ve hükümetlerden ve topluluklara, yöneticilere davette bulunuyordu. Ve peygamberlik görevini insanlığa tebliğ etmek için acele bir uğraş içerisindeydi ki gezmediği ve girmediği meclis yok idi. O zamanlarda Müslümanlar, müşriklerin iftira ve engellerinden kurtulmak için emin olduğu müminlerle tebliğ yapılıyorlardı.

İslamın Gelişiminde Toplumsal Davetin Önemi

Ferdi davet sonucunda toplumsallaşması gerekir yoksa dağınık ve bireyselleşmiş bir davet toplum nezdinde farkedilmeyecek ve etkisiz kalacaktır. Hak Teala, Ali İmran suresi 103.ayette ‘Hep birden Allah’ın ipine sıkıca sarılın,bölük bölük olmayın’ diye buyurur. Müslümanlar, Rabbinin ipine yoluna ve davasına bölük bölük veyahut ferdi olarak değil tüm toplumlarca tutunması gerekir. Allah u teala herkesin kendisine bir kapı açıp kendisinin yürümesindense, birliktelik içerisinde topluca koşmasını beyan ediyor. Bunun yolu ise toplumsal davet, toplumsal örgütlenme ve toplumsal hareketlenme ile olacaktır. Mensubu olduğumuz derneğin amacı, bulunduğu bölgedeki geniş kitleye ulaşmasıdır. Yapılan toplumsal etkinler, kutlu doğumlar, mevlid ve birer toplumsal davet örneği teşkil etmez mi?

Unutmayalım, Rabbimiz ‘İçinizden iyiliği emreden kötülükten men eden bir topluluk bulunsun’ mesajında bizlere toplumun, toplumsallaşmanın ve toplumsal davetin önemini arz etmektedir. Davet, ferdi olursa ne maddi ne manevi birlik olmayacağından başarıya ulaşamayacaktır. Başarının sırrı bilinçlenme, topluluklaşma ve hareketleşmeden geçer. Eğer bir kuş göç edeceği yolu bilseydi diğer kuşlara gerek kalmazdı fakat tüm kuşların arasında bir kalabalık ile uçması onu menziline ulaştıracaktır. Yolu yanlış bilse dahi topluluk içerisinde olduğundan doğruya yönelecektir. Bizler, nefis sahibi olan insanlarız. Cihadın en büyüğü olan nefis ile başa çıkmayı kolaylaştıran bir diğer etken toplumsallaşmadır. Topluluk içerisinde bulunulduğu takdirde hata yapma oranımızda düşecektir.

Bireysel davet, Mekke döneminde nüfusun az olduğu dönemde gerçekleşmiştir fakat 2020’de Türkiye nüfusu 83 milyon. Daveti, bireysel olarak milyonlarca kişinin elinden tutarak yapamayacağımıza göre burada toplumsal olarak bir davet gerekecektir. Nitekim Safa tepesinde Efendimiz (sav) topluluğa hitap etmiştir ve hitabetinden dolayı Müslüman olanlar vardır.

Doğruyu, iyiliği ve tebliği yapan kimselere ne mutlu..

Yazar: Süleyman Burak GÜÇLÜ