Tesettür En Güzel Nimettir
Şeytan, Âdem aleyhisselâm ve Havva annemizi aldatıp onların cennetten çıkarılmalarına sebep oldu. Yasak meyveden yediklerinde, avret yerleri ortaya çıktı ve utandılar. Bir kimsenin örtmesi gereken ve başkasının bakması haram olan yerleridir "avret". Örtünmenin gerekli olduğunu şu ayeti kerime net bir şekilde bize ispat ediyor: "Ey âdemoğulları! şeytan ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de ( şaşırtıp ) aldatmasın..." A'raf; 27

Âdem aleyhisselâm ve Havva annemiz avret mahalleri ortaya çıkınca utanmasının sebebi tesettürün fıtri olmasıdır. Yâni insanlar yaratılırken örtünme fıtratı üzere yaratılmıştır. Kur’an’ın tesettür emri fıtrî olmakla beraber, sanki bir kalkan misâli hanımları koruyor. Hem tesettür kıyafeti üzerinde taşır iken, taşıdığı süre boyunca sevap yazılmaktadır. Çünkü namaz gibi oruç gibi tesettür de bir ibadettir. Örtünmek, en başta çıplaklıktan korunmak amacına yönelik olsa da asıl maksat Allah'ın emri olduğu için o' nun rızasını kazanmaktır. İnsan yalnızken bile, avret mahalini belli edecek kıyafetlerden sakınmalıdır çünkü bizi her an gören rabbimiz, utanılmaya en layık olandır. Ve her an bizimle olan görevli meleklerin olduğunuda unutmamak gerektir. 

Müşrikler, cahiliye zamanında Ka'be' yi çıplak tavaf ederlerdi; gündüz erkekler, gece de kadınlar. Bu yuzden, ilk örtünme emri de bu hususta gelmiştir. “Ey âdemoğulları! Her mescide gelişte ziynetinizi( elbise) giyin..." ( A'raf; 31) Yâni, tavafta ve namazda örtünmek, bu şekilde farz kılınmıştır. Rabbimizin bu emr-i tüm kadın ve erkekleri kapsıyordu. Bu emir gelince Allah erkeklere şöyle emretti: "Mü' min erkeklere söyle. Gözlerini zinadan sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu, kendileri için daha temizdir." ( Nur; 30) Yâni, örtünmek ve iffetini korumak sadece hanımları değil erkekleride içine almaktadır. Hanımlar ne kadar örtünürse örtünsün, eğer erkekler ‘in gözlerini zina' dan korumaları gerektiği emri verilmeseydi bir tarafın örtünmesi ile asıl maksadın hasıl olmayacağı da anlaşılmış oluyor. Bunun için Allah-u Zülcelâl hem hanımların hem erkeklerin nasıl davranacağını bize bildirmiştir.

Yüce Rabbimiz, müberra kitabında, kadınların tesettürünü şöyle izah etmiştir: "Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Açıkta kalanlardan başka süslerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları, hizmetlerinde bulunan köleleri ve cariyeleri, cinsel arzusu bulunmayan erkek hizmetçiler, kadınların cinselliklerinin farkında olmayan çocuklar dışında kimseye süslerini göstermesinler. Yürürken, gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz!" (Nur; 31) 

Fahr - i Kâinat Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem, tesettür konusunda emir ve tavsiyelerde bulunmuştur. Hz. Aişe radıyallahu anhadan gelen rivayette: bir gün, Hz. Ebu Bekir radıyallahu ahunun kızı Esma, ince bir elbise ile Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin huzuruna gelmişti. Efendimiz onu görür görmez yüzünü çevirmiş ve ona şöyle buyurdu: " Ey Esma! Şüphesiz, kadın, ergenlik çağına ulaşınca onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir." Bunu söylerken yüzüne ve avuçlarına işaret etmişti.


Mübarek Hz. Âişe annemiz, baş örtüsü ilk defa uygulamasını şöyle anlatıyor: " Allah ilk muhacir kadınlara rahmet etsin, onlar: ' Baş örtülerini yakalarının üstüne salsınlar...' ( Nur; 31) ayeti inince eteklerini kesip bunlardan başörtüsü yaptılar."
Safiyye binti Şeybe şöyle anlatır:
“Biz Âişe ile birlikte idik. Kureyş kadınlarından ve onların üstünlüklerinden söz ediyorduk. Hazret-i Âişe dedi ki:
Şüphesiz Kureyş kadınlarının bir takım üstünlükleri vardır. Ancak ben, Allah'a yemin olsun ki, Allah' ın kitabını daha çok tasdik eden ve bu kitaba daha kuvvetiyle inanan Ensar kadınlarından daha faziletlisini görmedim."

Nitekim: «Nûr Suresi’ndeki “Kadınlar başörtülerini yakalarının üstüne taksınlar...” âyeti inince, Ensâr’ın erkekleri bu âyetleri okuyarak evlerine döndüler. Bu erkekler eşlerine, kız, kız kardeş ve hısımlarına bunları okudular. Bu kadınlardan her biri elbise kumaşlarından, Allah’ın kitabını tasdik ve ona îman ederek başörtüsü hazırladılar. Ertesi sabah, Hazret-i Peygamber’in arkasında başörtüleriyle sabah namazına durdular. Sanki onların başları üstünde kargalar vardı."

Mübarek Aişe annemiz Ensar kadınlarından daha faziletlisini görmedim demekte ne kadar da haklı.. onlar ki Allah'ın kitabını daha çok tasdik eder ve Müberra kitabımıza daha kuvvetli inanırlarmış.
Aişe annemiz Ensar kadınlarından övgüyle bahsediyor. Onları bu övgüye mazhar olmasının sebebi, Allah' ın emirlerine derhâl uymaları, yasakları derhâl terk etmeleridir. Onları övmesinin en büyük sebebi tesettür konusunda ki hassasiyetleri.
Tesettür 'ün özelliklerini şöyle sıralayabiliriz;
  • Elbisenin bütün bedenî örtmesi
  • Elbisenin altını göstermemesi ve beden hatlarını belli etmemesi
  • Kadının ev dışında koku sürmemesi  
  • Erkekler ‘in kıyafetine benzememesi 

Elbisenin Bütün Bedeni Örtmesi

Hanefi mezhebine göre, kadının el, yüz ve ayakları dışında, bütün bedeni; namazda ve yabanci erkeklerin yanında örtmesi gerekir. El ve yüzün görülmesi de fitne olup olmamasına bağlıdır. Eğer bir fitne söz konusu ise onları da gösteremez. Fitne demek; erkeklerin cinsi duygularının kabarması demektir. Zamanımızda insanların kalpleri daima fitneye, tahrike maruz kaldığından, elleri ve yüzleri de göstermemelidir.

Neticede, Nur suresi 31. Ayetteki baş örtüsü (hımır-humur) ve Ahzab Suresi 59. Ayetteki dış giysi (cilbab- celabib) birlikte değerlendirilince, kadın için 2 parçalı bir elbise söz konusudur. Birincisi; saç, boyun ve göğüsleri örten, omuzlara doğru yakaları serbest bırakılan “başörtüsü". İkincisi; “dış giysi“ olup bunun şekli, iki türlü tarif edilmiştir. Başörtüsünün üstünden, bedeni aşağıya kadar örten büyük parça giysi veya başörtüsünün altında, boyundan aşağı topuklara kadar örten dış giysi yâni cilbab.

Başörtüsünün, altını gösterecek kadar şeffaf veya ince olmaması gerekir. Bilhassa yaka ve göğüslerin üzerinde, bolca durması ve bendene yapışık olmaması gerekir. Bütün vucudu güzelce örtüp kadının beden hatlarını belli etmeyen en ideal tesettür şekli çarşaftır. El ve yüz kapatma hususunuda göz önüne aldığımızda asıl tesettürün ÇARŞAF – I ŞERIF olduğu aşikar olmaktadır. Mahmut Efendi hazretleri çarşafı şöyle tarif ediyor: “Dikkat edin, çarşaf tek elbise olacak, iki ayrı parça olmaz. Râhibeler öyle çarşaf giyiyorlar. Eğer siz de öyle yaparsanız, çarşafı terk ediyorsunuz demektir. Korkarım çarşaf sizi terkeder. Çarşaf iki parça yapmak, arkasını kesik bırakmak, yavaş yavaş çarşaftan çıkmaktır.” Efendi hazretlerinin sözlerinden anlaşıldığı üzere tesettürümüz iki parça değil tek parça şeklinde olacaktır.

Yüz kapatma hususunda efendi hazretleri şöyle buyurmaktadır: “Hanımlar! Evde cici, dışarda öcü olun.” Rabbim bizleri erkeğinde, hanımında tesettürlü olanlarından eylesin. Amin.

Yazar: Kadriye Yıldız