İnsanlığın yaradılışından bugüne kadar kadın-erkek rollerinin dağılımına göz atmak istersek oldukça inişli çıkışlı bir seyir izlediğini görürüz. Bu konuya İslam’dan önce ve İslam’dan sonra olarak göz atmak daha yerinde olsa gerek. İslam’dan önce baskıcı bir ataerkil yapının hakim olduğu ve kadınların insandan sayılıp sayılmayacağı tartışılagelmiştir. Eziyetlerin, horlanmaların ardından İslam tohumlarının atıldığı beldelerde kadına hürmet ve merhamet gelmiş; bir çağ devrilmiş, insanlığa güneş doğmuştur.

Çağımızın Fitnesi: Kadının Değişimi

İslam dininin şeriat üzerine yaşandığı her dönem kadına verilen değer gözle görülür şekilde aydınlıktır. Ne zaman ki şeriat yaşanmamaya başlandı, Batı hayranlığı üzerinden alafranga yaşama geçiş yapıldı o zaman zulmet çöktü ülkelere… Kadın kendi eliyle kendi değerini çökertti, Avrupa’yı tanımayı heves etti. İşte her şey böyle başladı. Vaktini değerlendirdiğini düşünürken zayi eden kadınlar türedi. Hayattaki en önemli gayesi dini, ahireti olan kadınlardan sosyalleşme tiryakisi kadınlar baş gösterdi. Ne demek oluyor peki tüm bunlar nedir anlatmak istediğimiz? Sözüm evvelce kendi nefsime sonrada şöhret arzusu taşıyan Müslüman genç hanımlaradır.

Günümüzde herkesin hoca olduğu ve aklının yettiği yetmediği her konuna fetva vermekte olduğu zaten aşikar, ancak bu konuya başka bir noktasından daha sonra değinelim. Asıl konu kadının değişimidir, riya bataklığıdır, sokak sevdasıdır! Evli bir hanımın evinin her karesi –hatta yatak odası- gün içinde ne içip ne yediği, gece evladı uyumadığı için çok yorgun olduğu ve bugün kendini iyi hissetmediği, arkadaşları ile adı bilinen kahveci dükkanlarında nasılda sohbeti köpürttükleri, akşam olunca eşiyle nasıl vakit geçirdiklerine kadar cümle alem olarak haberdarız. Birincisi biz bu hale hangi ara geldik? İkincisi gerçekten herkes bunlardan haberdar olmak istiyor mu? Hocalık, din bilimcisi olma konusuna gelecek olursak, ilim almış almamış herkesin kendine kitap kolik bir profil oluşturup dindar, haya timsali kimliği kazanmaya çalışması üst seviyelerde trajiktir. Kabul, gençler nerede ise oradan damarı bulmalıyız, sosyal medyada gençler nerede çok aktif ise oraya sızmalıyız, kabul. Ancak İmam Gazali’nin bir sözü bu paragrafta anlatmak istediğime yardımcı olacaktır; ‘’Başkası için ilim okuyan sefihtir.’’ Şerhine geçecek olursak, kendi iç bünyesini toparlamadan bir diploma için, meslek için, başkalarına öğretme gayesi adına ilim alanlar; sefihtir. Sosyal medya fetvacılarının kalabalığının içinde kendi yer etmiş bir takım kadınlar, kadınlarımız. Sırf şöhret arzusuna kitap yazıp, imza günleri düzenleyen ve bu vesile ile tesettüründen taviz veren kadınlar. Sosyal medyada bir beğeni daha fazla alayım arzusuna bir mekânını kitap, defter, kahve ile donatan, dışarda tesettürlü olan ancak bu gönderilerde ev içindeki kıyafetlerini göstermekten ve sesini duyurmaktan sakınmadan paylaşan, işi bittikten sonra içindekilerden bihaber hepsini rafına kaldıran, henüz kendi karakteri ile tanışmamış kendini inkar eden kadınlar. Tecvit, ilmihal ilmine sahip olmayıp kendini kürsüde hisseden kadınlar, bünyenizi toparlamalısınız. Mahrem, aile, haya, takva kelimeleri üzerine derinlemesine inceleme yapmalı ve bunlar üzerinde toplumca tekrar düşünmeliyiz zira bir yerlerde kaçırdığımız bir şeyler var (!)

Özümüzden koptuğumuz, evde iffeti, benliğimizi muhafaza ettiğimiz vakitlerden sokak sevdasına düştüğüm her an ziyandayız. Elimizdeki telefon da bir sokaktır, özgürce dünyaya açılmaktır. Teknolojiyi kullanamıyorsak vazgeçmek hicretimiz olmalıdır. Apartmandan dairene, dairenden bir odanın içine; küçülttükçe küçült alanını. Görünüşün, güzelliğin ile değil zekanla, fikirlerinle var ol. Bu fikirler ile odanın içinde hapsolmuş keşfedilmeyi bekleyen biri olduğunu düşünme. Milyarlarca yıl önce seni insan olarak yaratıp senin değerini biçmiş bir Rabbin var, unutma. Durduğun yeri küçümseme, kendini hakir görme dışarıda nurundan çalmak isteyecekler. İslam’dan sonra kadına göz atmak işine yarayacak, özün olan unuttuğun seni sana kavuşturacaktır…

Yazar: Büşra YAZGAÇ